Dergimizin tüm sayılarını Nuhun Gemisi Kitabevi ve https://www.babil.com adresinden temin edebilirsiniz.


Garbis Altınoğlu

“... memleketi yaktık, yıktık, ordular sevkederek sürülerle adam öldürdük, ocaklar söndü, aileler perişan ve vatan harap oldu... Ne çare ki bütün bu işler su üzerine resim yapmak kabilinden kaldı. Geldik, vurduk, öldürdük, harap ettik ve sonra çekilip memleketi yine eski halinde bıraktık... 

Özgür Politika’nın 22 Eylül 1999 tarihli sayısında, okuyucuya ilk bakışta Genelkurmayın ya da Hükümetin bir temsilcisi tarafından kaleme alınmış olduğu izlenimini veren bir yazı yayımlandı. Bu yazı, İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül’ün imzasını taşıyordu. 

2017'nin 6 Mayısı, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının siyasal mirası üzerine farklı düşüncelerin bir kez daha dile getirilmesine tanıklık etti. 1960'ların son yıllarının devrimci gençlik hareketi olan Dev-Genç içinden çıkan üç ana devrimci odağın siyasal çizgi ve nitelikleri geçmişte de nisbeten kapsamlı değerlendirmelerin konusu olmuştu. 

Çarşamba, 13 Ekim 2021 20:22

Türkofobiye Karşı

“Hani Orta Asya’dan geldiniz ya, gidin oralara, bırakın buraları İNSAN olanlara, Taş Devri’nden yavaş yavaş geçiş yaparak yaşamaya çalışın, sizi kurt mu besler, ayı mı sever, artık o kadarını bilemem ama insan olmadığınızdan eminim...”

Cuma, 20 Ağustos 2021 14:59

ÖBÜR SAVAŞ: AFGANİSTAN DİRENİYOR

Afgan halkının direnişi, halihazırda devrimci bir önderliğin olmamasına, hatta önderliğinin gerici karakterine rağmen objektif olarak devrimci bir rol oynamaktadır. 

Pazartesi, 26 Temmuz 2021 21:19

Berbat Bir Filmi İkinci Kez Seyretmek

“Erdoğan ve ortakları; 15-16 Temmuz darbe girişiminin ardından Kürt halkının ve onun siyasal temsilcilerinin dıştalanması ve düşmanlaştırılması politikalarında herhangi bir değişiklik yapmadılar. 

Cuma, 04 Haziran 2021 12:01

Gazze’deki Ateş Kimi Yakıyor?

“Geçen 5 yılda, benzer pek çok olay yaşandı. Filistinliler ve İsrailliler birlikte yaşamanın yolunu bulacaklarına, işleri iyice sarpa sardırdılar. Son olarak İsrailli üç gencin kaçırılıp öldürülmesi, bu cinâyetlerin intikamı olarak bir Filistinli çocuğun öldürülmesi ve nihayet İsrail’in üç cinâyetin cezasını tüm Gazze’ye ödetmek üzere başlattığı orantısız askerî harekât ise tüm şiddetiyle sürüyor. 

Uzun süre açık ya da gizli, bilinçli ya da bilinçsiz bir sansürün ya da aşağı yukarı aynı anlama gelmek üzere bir tür susku komplosunun kurbanı olan İbrahim Kaypakkaya’nın adı son yıllarda daha çok duyulur oldu. Bu değişikliğin hem olumlu, hem de olumsuz nedenleri ve sonuçlarından söz edilebilir. Ama önce şu saptamayı yapmalıyız: Kendisini Türkiye devrimci hareketiyle duygudaşlık içinde gören ilerici-devrimci aydınlarımızın ve kamuoyumuzun 1960’ların sonu ve 1970’lerin başı Türkiyesi’nin üç ana radikal devrimci örgütü ve onları simgeleyen önder kadrolar (THKO/ Deniz Gezmiş, THKP-C/ Mahir Çayan ve TKP (M-L)/ İbrahim Kaypakkaya) arasında kendilerini en uzak hissettikleri isimler TKP (M-L) ve İbrahim Kaypakkaya olmuştur.

Ancak, kendilerinin “ulussuz” olduklarını ya da “ulusal kimlik”lerini reddettiklerini söyleyerek bu kampanyayı sözümona “sol”dan eleştirenler de oldu.

Sayfa 1 / 4