Dergimizin tüm sayılarını https://www.babil.com/yayinevi/teori-ve-politika-dergisi-yayinlari adresinden temin edebilirsiniz.


Salı, 24 Kasım 2020 12:27

‘Bir Başkadır’ Entelijansiyamız

Yazan

 

Bir Başkadır” dizisine emek verenler ile bu emek ürününü pazarlayanlar, sol kesimlerde diziye yönelik çılgınca derin ilgiyi ve yoğun tartışmaları muhtemelen şaşkın bir mutlulukla izliyordur. Başarılı oyuncuları dışında dişe dokunur bir özgünlüğü bulunmayan dizinin, yazın alanında mazhar olduğu ilgi, "özne”sinin tasavvurunu çok çok aşmış durumda. Öyle ki dizinin kendisi değil ama hakkında/üzerine serimlenenlerin kendileri bir inceleme konusu olmayı çoktan hak etmiş durumda.

 

Böyle bir inceleme öncelikle herhalde, bu topraklardaki “popüler” kalem erbabının fikir deryasının sığ sularında debelenmeye nasıl aşk ve şevkle devam ettiğini saptayacaktır. Yıllardır Tayyip Erdoğan iktidarının gitti gideceği, değişti değişeceği beklentisi içinde yuvarlanıp giden, emperyal aktörlerin ve yerli muktedirlerin anlık politikalarında mavi boncuk ararcasına bu beklentileri usanmaksızın tazeleyenlerin baş döndürücü kısır döngüsünün özel bir işareti olmuştur bu ilgi. Ne olmuştur da TRT’vari dizilerin üst sınırında ancak yer bulabilecek bir dizi bu kadar ilgiye mazhar olmuştur.

 

Dizi, benzerlerinin pek çoğunda görüldüğü üzere bireylerin "şahsına münhasır" edinimleriyle toplumsal gerçeklikleri arasında sıkışma/çatışmasından doğan sorunları, tarihsel/toplumsal meselelerle soslamakta ve çözüm için malum bireysel düzlemi işaret etmektedir. "Dünya küçüktür" misali yolları muhafazakâr kadınlarla kesiştirilen modern kadınlar üzerinden her iki toplumsal cinsiyetten modernleri geçmişleriyle yüzleşmeye çağırmaktadır. Dizinin mesajına göre, farklı yaşam tarzlarına sahip bireyler iletişim kurmaları, birbirlerini anlamaları ve bastırılmış duygularıyla yüzleşmeleri halinde iyileşebileceklerdir.

 

Muhafazakârı yoksul, moderni ise varsıl olarak kodlayan dizi, buna rağmen gelir durumunun bireysel dertlere derman olamayacağını işliyor. Bir Başkadır’a göre, dinsel referanslarla yaşayanlar ötekine daha hoşgörülü davranmakta ve bu iyi dindarlar seküler zenginlere hizmet etmektedir.

 

Muhafazakârlığın merkezlerinden Konya’da üniversite öğrencisi olan cami hocasının kızı, lezbiyenliği ve başını açmasıyla modernizme yönelimi simgelemektedir. Diziye göre, başörtülü kadınlar kendileriyle görece barışık bireyler iken, eğitimli modern kadın erkek partneriyle sorunundan mustariptir.

 

AKP iktidarının başlarında olsa belki alıcısı olacak ama artık bayatlamaktan öte kokuşmuş bu türden temaları işleyen diziyi, liberal normlar ve kavramlarla eleştirmek bile dizinin anlayışıyla aynı yolun yolcusu olanlara özgü bir işlemdir.

 

Birey/toplum zengin/yoksul, laik/dindar, kadın-lbgti/erkek, Kürt sorunu/devlet gibi temalar işleme yöntemi, içeriklendirmesi ve yüklediği mesajlardan bağımsız olarak bizim de temel meselelerimizdendir. Ancak bu sorun başlıklarının değerlendirilmesi için böyle bir diziye mi gerek olacaktı. Ne çok kültüralist heveskâr varmış meğer! Yok merkez/çevre ilişkileri değişmiş, yok dizide psikiyatrinin etik değerlerine göre davranılmamış, yok Kemalist Aydınlanmayla hesaplaşmanın şu detayları daha iyi işlenirmiş, yok bireysel sorunların sınıfsallıkla ilişkilendirilmesi ihmal edilmiş... Bütün bu sözümona eleştiriler sadece dizinin piyasa değerini artırmaya yarar. Bir de, solun ilgisinin devrimci politikadan ılımlı politik kültüre ne kadar kaydığını göstermeye…

 

Okunma 1430 kez

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.