Teori ve Politika'nın 77 - 78. Sayısı kitapçılarda! Abonelik veya sayıları edinmek için 'iletişim' sayfamızdaki bilgilerden iletişime geçebilirsiniz.


Sol Liberaller ve Liberal Solcular

Yazan

Agâh Akyazıcı

Türkiye siyasetinde liberal etiketini taşıyan yaklaşımların hiç olmadığı kadar öne çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Restorasyon sürecinin dinamik çatışmalı yapısında AB normları, çağdaş demokrasi normları retoriği üzerinden temsilini oluşturan liberal konum tüm politik alanda varlığının ötesinde yer kaplamaktadır. Türkiye siyasetinde esas olarak topluma nüfuz eden devletlu siyasetin tasnifinde merkez sağ kesimin kanatlarından diye anılan liberal konum özellikle 1980’li yıllarda öne çıkma hali yaşamıştır. 12 Eylül sonrası çoktan politik alandan düşmüş ya da politik alana hiçbir zaman uğramamış aydınlarla, akademi kökenli teorisyenlerle, sol ile üstten yaşanan melezleşme aracılığıyla bugün sol liberal denilen eğilim netleşmiştir. Oldukça farklı renkte bayraklara eklenmiş olarak sürekli sallanan liberalizm bayrağı etkinliği için uygun bir konjonktür yakaladığı kanısındadır. Gazete köşeleri aracılığıyla günlük siyasete ulaşan, akademi kürsüleri ile teori alanını dolduran ve dokunduğu alanı kendisine benzeten bir yayılımla dikkat çekmektedir.

Türkiye Devletinin restorasyon sürecinde liberal konum, ‘sol’un en genel anlamıyla politik varlığının olmadığı koşullarda verdiği özgüvenle yönetsel siyasetin merkezi yapısının yeniden düzenlemesinde sol adına söz söylemektedir. Çatışmanın diğer ucundaki ulusalcı-Kemalist-devletçi kanadın ‘sol’ üzerindeki tarihsel etkisi varlığını korumaya devam etse de genel çatışma sol alan içinde ideolojik yarılma olarak yaşanmaktadır. Söylem alanının neredeyse tamamını kaplayan liberaller, sivil toplumcu refleksleriyle ‘sivil’i güncel çatışmanın da etkisiyle ‘ordu’ dışı olarak ilan edip zaman zaman kısa devre yapmaktan kurtulamayan bir ajitasyon yürütmektedirler. Restorasyonun tarihsel izleğinde ideoloji temelinde dönüşümde rol oynamaya aday olan ve ellerinde bütünlüklü bir ideolojik form taşıyan liberaller devlete nüfuz etme mücadelesinde herhangi bir politik özne konumu ve gücü taşımadıkları için yönetsel siyasette hükümet partisinin saflarında yer almaktadırlar. Bu durumun ana handikapı yer yer ideolojik uyumsuzluklarla birlikte politik güç olan ve kurumsal devlete içeriden bağlarla bağlı AKP gibi bir partinin karşısında politik muhataplık düzeyi taşımayan ‘genel akıl’ olma iddiasıdır. Liberaller politikaya politika dışı akılsallıklarıyla müdahaleye yeltenirken hesaplamadıkları sonuçlarla sarsılırlar.

Liberaller restorasyon sürecindeki çatışmada neredeyse blok olarak net konum aldılar. Sağ liberaller ve İslamcı liberaller sürecin muhatabının direkt içinde politika yapmaktadır. ‘Sol’ liberaller için durum biraz daha karışıktır. Alınan konumun pratik işleyişinin ortaya çıkardığı boşluklar, egemenlik merkezinin yeniden düzenlenmesinin gerilimleri bir yana, çatışmada konum alan liberal ve ulusalcı-Kemalist modernizmler arasında rasyonalist yöntemin izlenmesinde belirgin bir örtüşme yaşanmaktadır. Liberallerin ‘sol’dan yaşadığı gerilim de tarihsel ilerlemeye dönüklük olarak aşılmaktadır bu yöntemle. Aydınlanmacı modernist projenin ortak epistemolojiye dayanan iki eğilimi arasında yaşanan gerilimin kullanılan ‘baş gösterenlerin’ değiştiğini söylemek yanlış olmaz.

Liberal rasyonellik için ‘baş gösteren’ olan ‘birey özne’nin politikada sınırlandırıldığı toplumsallık durumunda oluşan yönlendirilmiş eylemler aynı zamanda tarihselci bir değerlendirmenin konusudur. Siyaset yapabilme erki kendi eylemlerinden sorumlu birey kategorisiyle var sayılır, dolayısıyla bütünlüklü eylemin ‘birey’e rağmen, ‘birey’ aşırı oluşması ‘birey’ kategorisinin ihlali anlamına gelir. Birey öncesine ait olan bu siyaset biçimi tarihsel olarak aşılmalıdır. Bu halin aşılmadığı tarihsel olarak geri kalmışlık durumlarında ‘siyaset’i düzenleyen bir büyük güç mevcuttur ve bu gücün kontrolü su sızdırmaz bir bütünlük kurar. Mevcut rasyonellik çıtasıyla liberaller hemen hemen tüm siyaseti tarihsel aşma olarak tanımlayabilir. Aydınlanma temelli liberal tahayyülün varsaydığı ‘birey özne’ ve gelişmiş sivil toplum bileşeni, buna bağlı ‘demokrasi’ ilerlemeci bir içerik taşırken güncelde AB’cilikle melezlenmiş Batı-merkezcilik olarak yaşanmaktadır. Bu bakışın ‘sol’ liberal yansıması yönetsel siyaset dışındaki tüm politik alanı yönetsel siyasetin rasyonel yapısına tabi kılmaya dönük çabadır. Bazen her türlü eylem, etkinlik ve tutum bu kurguyu arkaik veya provokatif olarak ya da yok hükmüyle damgalar. Politika aşırı tanımlanan haklar politika aşırı bir koruyuculukla genel ilkeler olarak tanımlanır.

Çatışmanın diğer ucu olan ulusalcı-Kemalist modernizmin rasyonalist çizgisi ile liberal modernizm çizgisi arasında önemli bir açı farkı yoktur. Çatışmanın en görünür ve en popüler işleyişinde ortaya çıkan belge ve verilerin üzerinden yapılan yorumlara, komplo teorilerine bakmak bile yeterlidir. Komplo teorileri, teoriyi kuranın kapsamlı bir bütünlük algısını gerektirir. Aydınlanmanın çocuğu olan iki tarafın su sızmaz fıçıları oldukça derindir. Konu iktidar kavgası olarak biçimlendiği oranda kullanılan argümanlarda bir geçişlilik ve çağrı yapılan kesimlere göre akışkanlık taşır yalnızca.

‘Sol’a bir ayna tutuluyor; sirk aynası. Karşısında duranın yansımasını deforme eden, uzatan, kısaltan; yansımasına bakana muzip oyunlar oynayan bir ayna bu. Aynanın eğimine, kıvrımlarına göre, aynaya biçim verenin önceliğine göre yansımadaki bozulmada hangi yönün öne çıkacağı elbette biliniyor. Bir koridorda sıralanmış, şişman ya da zayıf, uzun ya da kısa yansıtan aynalar serisi değil, tek bir ayna bu ve aynayı tutanın biçim verdiği bir ayna; ve şu kesin ki yansıması deforme olsa da aynanın tutulduğu mevcut.

Aynanın sahibi ve biçimlendireni, liberaller. Sola tuttukları, aynı ideo-politik tutumlarının toplamını içeren oldukça geniş bir ayna. Üstelik yansımanın kimi yanları deforme olmamış. Aynacının hüneri vasıtasıyla liberalizm ile bulaşıklık içinde olan kesim ışıklar saçarak öne çıkarılıyor. Diğer yandan ise biçimi olabildiğince bozularak yüzeyi dağıtılmış. Ama öyle kesimler var ki, aynanın sahibinin, bak işte, diye işaretlediği boşlukları açığa çıkarıyor. Aynadaki görüntüsünü yakalayan ‘sol’ kendisi ile yüzleşmeye bu deforme olmuş görüntüden başlayabilir, aynanın aracılığı ile yapılan ayrımların anlamları yeniden kurulabilir. Ama önce, aynada yansıyanla aynacının ilişkisine bakmakta fayda var.

Karşılıklı kullanılan geçişli yapısıyla ayrıma izin vermeyen iki tamlamayı kesin biçimde ayırmak gerekiyor: Liberal ‘sol’, tanımlayıcı özelliğinden ‘sol’ konumunu, en geniş anlamıyla taşır ve buradan aldığı politik mirasın taşıyıcı olarak liberal ideolojiyle bulaşık bir seyir izleme vebalini sırtlamıştır. Evrensel değerler, çağdaş düşüncenin ulaştığı ufuk, gelişmiş demokrasi, teorik hümanizm, birey gibi kavramların kullanımının yaygınlığı, politika ile şiddet ayrımı, örgütün teorik ve pratik olarak aşındırılması liberal sol’un gösterenleridir. Liberalizmin bir etki olarak taşındığı bu durumdan sol’un geniş bir alanının etkilendiği, en doktriner söylemlerin ardından politik olarak geri çekilmeci bir rota izlendiği görülmekte ve teorik olarak liberalizmin nüfuzunun izleri sürülebilmektedir. Liberalizm farklı ideolojilere nüfuzu ile birlikte bu ‘sıfat’ konumunu sürdürür. Sol’un başına eklendiği hali ile liberal sıfatı, özellikle bu sıfatı kullanmayanlar ve ona eleştirel yaklaşanlar dahil olmak üzere geniş bir etki alanına sahiptir.

Aynanın sahibi olan ‘sol’ liberaller avantajlı konumlarıyla sol ile politik ilişkilerini çoktan kesmiş liberalizmin ana tanımlayıcılığında sol’un politik olarak sahiplendiği tutumları da liberal kanala devşirerek –gerekli değişiklikleri yaptıktan sonra– ilerlemeye çalışıyorlar. Farklı sıfatlarla da ilişkili olan (İslamcı liberal, Kürt liberal) dar ama etkili olmada darlığını aşan bir boyut taşımaktadırlar. Restorasyon sürecinin ‘sol’dan desteklenmesi yönünde politik olmasa da ideolojik bir merkez oluşturmada etkin bir pratik izlenmektedir. Kürt devrimciliğinin kuşatılmasına yönelik izlenen ‘devlet’ politikasında aldığı tutumuyla sol liberal yaklaşım genel olarak devrimciliğe dönük refleksini de tekrar ortaya koydu. Bir süredir dikkat çeken asıl mesele ise Liberal Sol’un sol liberal alanla kurduğu geçmiş bağdaşıklığın ayrışmaya varmasıdır. Yarılma, liberal sol’un liberal etkiden vazgeçmeden pratik nedenlerle doktrinerleşme eğilimi göstermesine karşın, sol liberallerin rasyonellik çizgilerini izlemedeki ısrarlarıyla birlikte nüfuz alanlarını koruma çabası biçiminde temellendirilebilir. Sonuç itibariyle sol liberallerin politikada tek aracı ideolojik etkide bulunmadır ve bu etki alanı sınırlı da olsa liberal sol’un çevresinde birikmiştir. Bu nedenle liberal konum sol’u ameliyat masasına yatırma konusunda oldukça ısrarlıdır.

Liberal sirk aynası öncelikle liberal sol’a tutulmuştur. Burada ilk elden oluşan görüntüde bedenin erimesi, sol’un politik varlığının ‘özne’ konumunu yitirmesidir. Ayna görüntüsünün sol liberal okunuşuyla ‘sol’, mevcut durumunda restorasyonu reforma zorlama pratiklerinden ya da devletlu muhafazakarlık konumlarından birine eklenmek durumundadır. Bu tasnif öznelerin niyetlerinden bağımsız bir taraf olma çizgisidir. Ancak tasnifte politik devrimcilik kategorik olarak dışlanmıştır. Öncelikle politika alanının formel siyasetle sınırlanması bu dışlamaya kaynaklık eder. Diğer önemli ve esas faktör politik devrimciliğin şiddetle kurduğu dolaysız bağdır. Liberal tasnifin devrimcilikle ilgili temel çıktısı şu ya da bu şekilde devrimciliği komplo teorisinin rasyonel fıçısına dahil etmektir.

‘Sol’un politik geleneğinde öne çıkan programatik önermeler, sistem tarafından içerildiği, en azından kritik kesiminin gündemleştirildiği durumda, tarihselci konumun zaafı ve reformist eğilimlerin politik varlıklarının temel yitimi, politik devrimciliğin etkisiz sınırlı varlığı, ‘özne’ olmayan ideolojik eklemlenme temelli konuma çağrı olarak şekillendirmektedir. Sol liberal, bu çağrının merkez rolünü üstlenirken liberal sol çağrının esas muhatabıdır. Sol liberal çağrı, politika altı konumuyla cürmünden fazla etkide bulunmaktadır. Politik devrimciliğe karşı dışarıdan en temel etkisi savunmacı bir doktrinarizmin gelişmesi aracılığıyla geri çekilmeciliktir. Buna ek olarak liberal etkinin uygun koşullarda yayılma hızı hesaplandığında, devrimci konumun düşük seyri, politik devrimcilik alanından düşen kesimlerin, içeriden de öne çıkan teorik itilim aracılığıyla, ilk seçenek liberal sol’a demir atmadır. Bu bir seçim değil durum olarak yaşanmaktadır.

Okunma 18983 kez

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.